Cezaevinde Çocuk Olmaz

Cezaevinde Çocuk Olmaz

Ankara Tabip Odası İnsan Hakları Komisyonu cezaevinde bulunan çocuk tutuklu ve hükümlülerin durumuna dikkat çekmek için bir basın açıklaması düzenledi.

6 Ocak 2022 Perşembe günü Ankara Tabip Odasında yapılan basın açıklamasına, ATO Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ali Karakoç, Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ayşe Uğurlu, ATO İnsan Hakları Komisyonu üyeleri Dr. Korel Yalman, Dr. Nihat Bulut ve İnsan Hakları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Nuray Çevirmen katıldı.

Basın açıklamasının okunmasından önce söz alan ATO Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ali Karakoç Türkiye’de cezaevlerinin durumunun yıllardır kanayan bir yara olarak hak savunucularının vicdanlarını sızlattığını söyledi. Ancak bu durumun iktidar ve yöneticilerin umurunda olmadığını dile getiren Dr. Karakoç “umarım bizlerin ve tüm hak savunucularının söylediklerini dinlerler ve gerekli değişiklikleri yaparlar “ temennisinde bulundu. Covid-19 pandemisi nedeniyle AKP ve MHP iktidarının ceza infaz yasasında bir değişiklik yapmayı planladığını hatırlatan Dr. Karakoç eğer bir değişiklik yapılacaksa  riskli grupta yer alan 600’ü ağır hasta, 1400’ü hasta tutuklu ve hükümlüye öncelik verilmesi gerektiğini kaydetti.

Bağımsız hekim heyetinin ceza erteleme raporu verdiği hasta hükümlü ve tutukluların raporlarının iktidar tarafından atanan Adli Tıp Kurumunca kabul edilmediğini vurgulayan Dr. Karakoç bu sebeple ağır hasta mahpusların cezaevinde tutulduğunu aktardı. 

Dr. Karakoç, “Son bir ayda 7 mahpusun hayatını kaybettiğini, cezaevlerinde 600’ün üzerinde ağır hasta olduğunu ısrarla vurgulamak istiyorum” diyerek sözü basın açıklamasını okuması için ATO Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ayşe Uğurlu’ya bıraktı.

Basın açıklamasını okuyan ATO Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ayşe Uğurlu, cezaevlerinin çocuk olmanın ve çocuk gelişiminin doğasına uygun mekanlar olmadığını söyledi.

Dr. Uğurlu, 31 Aralık 2021 itibariyle 1941 tutuklu-hükümlü çocuk bulunduğunu, 566 hükümlü çocuğun ceza infazının ise Covid-19 nedeni ile cezaevi dışında uygulandığı bilgisini verdi.

Ceza infaz sisteminde çocuğun çocuk olmaktan gelen hakları ve ihtiyaçları gözetilmeksizin yapılan çok sayıda düzenleme bulunduğunu kaydeden Dr. Uğurlu sözlerini yeterli risk ve ihtiyaç analizi yapılmadan ve etkin önlemler alınmadan çocukların tutuklandığını aktardı.  

Pandeminin başlarında kaldırılan aile görüşlerinin kapalı görüş şeklinde daha az sıklıkla tekrar başladığını aktaran Dr. Uğurlu yine pandemi nedeniyle ortak alan etkinlikleri ile kursların iptal edildiğini, acil durum olmadıkça hastane ya da başka hapishaneye sevklerin durdurulduğunu, sivil toplum örgütleri ve öğrenci kulüplerinin düzenlediği  sosyo-kültürel etkinlerin askıya alındığını duyurdu.  Dr. Uğurlu bu kapanma halinin tecrit koşullarına yol açtığına dikkat çekti.

Öncelikli olarak suça iten koşulların düzeltilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Uğurlu “ hapsetme çocuklar için başvurulması gereken bir uygulama olmamalıdır.” dedi.

Cezaevinde olan çocukların fiziki koşulların kötülüğü, sosyal izolasyon ve disiplin suçları nedeniyle ikincil olarak cezalandırıldığını belirten Dr. Uğurlu sözlerini” Cezaevlerinde kameraların görmediği kör noktalar, rıza dışı sevk, psikologların yetersizliği,  yabancı uyruklu çocuklara yönelik tercüman eksikliği, çocukların ihtiyaçları için ayrı bir ödenek olmaması, disiplin cezaları, çıplak arama, incelemeye muhtaç işçi koğuşları, çocuklara yönelik akran şiddeti ve cezaevi görevlileri tarafından uygulanan şiddet ve cinsel istismar bu cezalandırmaların başında gelmektedir. “ diye sürdürdü.

Dr. Uğurlu kısa vadede yapılması gerekenleri cezaevi koşullarının iyileştirilmeli tecrit etkisini azaltacak, çocukların fiziksel ve ruhsal sağlıklarının bütüncül olarak korunmasını sağlayacak adımlar atılmalıdır diye tanımladı.

Dr. Uğurlu cezaevinde çocuk olmaz diyerek çocukları suça iten koşulların düzeltilmesi gerektiğini belirterek sözlerini bitirdi.

İnsan Hakları Derneği Üyesi Nuray Çevirmen de Türkiye’de hapishane rejiminin büyük hak ihlallerine neden olduğunu ve mevcut siyasal iktidarın baskı mekanizması haline geldiğini kaydetti. Bu durumdan en fazla zarar gören kesimin çocuklar olduğunu söyleyen Çevirmen, çocukların cezaevlerinde şiddete maruz kaldığını, eğitimden mahrum kaldığını, hatta cezaevlerinden ölümler yaşandığını sözlerine ekleyerek çocuk cezaevlerinin kapatılmasının birincil öncelik olduğunu kaydetti.

Pandemi döneminde cezaevlerinin durumuna ilişkin olarak  Dr. Ali Karakoç, pandemi önlemleri tüm ülkede gevşetilmesine rağmen cezaevlerinde pandeminin bir baskı aracı olarak kullanılmaya devam ettiğini sözlerine ekledi.  Dr. Ayşe Uğurlu ise cezaevlerine ve hastanelerde bulunan mahkum koğuşlarına ziyaret taleplerinde bulunduklarını, pandemi öncesinde nadir de olsa bu ziyaretleri gerçekleştirebildiklerini ancak 15 Temmuz süreci ve sonrasında pandemi ile bu ziyaretleri hiçbir şekilde gerçekleştiremediklerini duyurdu.

Basın açıklamasının tam metni için tıklayınız