"Şehir hastaneleri sağlık hakkını, bütçe hakkını ve hukuku yok saymaktadır"

Sayıştay raporlarında ortaya çıkan şehir hastanelerindeki usulsüzlükler hakkında Ankara sağlık emek ve meslek örgütleri tarafından basın toplantısı düzenlendi.

Ankara Tabip Odası’nda 12 Ekim 2021 Salı günü yapılan açıklamaya ATO Başkanı Dr. Ali Karakoç, Yönetim Kurulu üyesi Dr. Ayşe Uğurlu, SES Ankara Şube Eş Başkanı Kubilay Yalçınkaya, Dev-Sağlık İş işyeri temsilcisi Reyhan Karadeli katıldı.

Açıklamadan önce söz alan Dr. Ayşe Uğurlu şehir hastanelerinin yapımı ve hizmete giriş süreçlerinde kamu bütçesinin büyük zarara uğratıldığını, bu zararın da döviz üzerinden ödendiğini ifade etti. Siyasi iktidarın sözleşmelerdeki usulsüzlüklere karşı hukuki bir yaptırımda bulunmamasının dikkat çekici olduğunu söyleyen Dr. Ayşe Uğurlu “Biz bu konuyu gündemde tutmak için yaklaşık 6 aydır şehir hastaneleri dizisi yapıyoruz” dedi.

Açıklamayı yapan Kubilay Yalçınkaya şehir hastanelerinin sağlık hakkını yok saydığı gibi ülkenin hukukunu, kurumlarını ve bütçe hakkını da yok saydığını belirtti. Şehir hastaneleri kapsamında yapılan harcamaların hem genel bütçe hem de döner sermeye bütçesinde açıklara neden olduğunu belirten Yalçınkaya döner sermaye dönem net zararının 7.1 milyar olduğuna dikkat çekti.

2019 yılında tespit edilen usulsüzlüklerin 2020 yılında da devam ettiğini söyleyen Yalçınkaya Sağlık Bakanlığına bağlı 900’ün üzerinde hastanede 6 sorun tespit edilirken, 13 şehir hastanesinde 31 eksikliğin tespit edildiğini vurguladı.  

Sayıştayın 2020 denetimleri kapsamındaki usulsüzlükleri rapor şeklinde paylaşan Kubilay Yalçınkaya sağlığa ayrılan bütçenin şehir hastaneleri usulsüzlükleri üzerinden 13 müteahhide aktarılmasını eleştirdi ve bu durumun sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin emeğinin karşılığını almasına ve halkın da erişilebilir nitelikli sağlık hizmetine erişimine engel olduğunu ifade etti.

Açıklamadan sonra söz alan Dr. Ali Karakoç şehir hastaneleri modelinin ilk olarak kamu özel ortaklığı adında 90’lı yıllarda İngiltere, Kanada ve İsveç’te başlatıldığını, kamu bütçesinin büyük sermayelere peşkeş çekildiğini ve İngiltere’nin kamu özel ortaklığından vazgeçtiğini dile getirdi.

Kamu özel ortaklığıyla yapılan 13 şehir hastanesi olduğunu söyleyen Dr. Karakoç uygulanan sermaye yanlısı politikaları çarpıcı örneklerle açıkladı:

“Kocaeli şehir hastanesinin şu anda inşaatı devam ediyor. Kocaeli ilinde 4 tane büyük kamu hastanesi, en eskisi Seka Devlet Hastanesi; 8 yıllık.  Kadın doğum hastanesi, Darıca Devlet hastanesi bunların hepsi yeni yapıldı. Buna rağmen şehir hastenesi Kocaeli’nde de devreye sokuldu. Bu kamu özel ortaklığının en çarpıcı örneği olarak Erzurum Devlet Hastanesi ve Yozgat Şehir Hastanesini kıyaslayalım. Yaklaşık olarak her iki hastanenin büyüklüğü, yatak kapasitesi eşit olan iki hastane. Erzurum Devlet Hastanesi ihale usulüyle yapılırken Yozgat Şehir Hastanesi kamu özel ortaklığı işbirliği ile yapıldı. Neredeyse 25 yıllık kirası Erzurum Devlet Hastanesi gibi 3 tanesini yapabilecek bir ödemeye denk geliyor. Sonuç olarak ekonomik politikalar bir bütündür. Sağlığımızı etkiliyor. Onun için bu cümleleri kuruyoruz.”

Sayıştayın, 2 yıldır kamu özel ortaklığında yapılan uygulamalardaki yolsuzlukları, usülsuzlükleri rapor ettiğini ancak Devlet Denetleme Kurulu’nun tepkisizliğini eleştiren Dr. Ali Karakoç “Sonuçta bunlar hepsi politik bilinçli yapılan tercihler. Bugün uygulanan politikalar ülkenin büyük çoğunluğu için değil ne yazık ki sermayeye yönelik politikalar olarak uygulanıyor” dedi.

Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız.