Baskı, sömürü, mafya iktidarına son verelim. Memleketi yeniden kuralım.

Ortak Basın Açıklaması

12 Haziran 2021

Siyasi cinayetlerden dünyanın her tarafına uzanan uyuşturucu ve benzeri kirli ticaret ağlarına, telaffuzu güç rakamlara ulaşan yolsuzluk çarkına ilişkin ifşalar, bu ifşalar karşısında söylenen yalanlar, suskunlukla geçiştirme ve üzerini örtme çabaları devletin kurumlarıyla içinde, hatta merkezinde bulunduğu bir suç örgütlenmesiyle karşı karşıya olduğumuz tüm çıplaklığıyla ortada.

Türkiye’de demokrasinin ve özgürlüklerin tamamen tasfiye edilmesi, Kürtlere, Alevilere, emekçilere, yönelik saldırılar, çıkar çetelerinin halklara karşı işlediği suçlar, kamu kaynaklarının, yeraltı ve yerüstü varlıkların, doğanın talanı ve yerli, yabancı tekellerin yağmasına kalkan olma, erkek şiddeti, taciz, tecavüz ve kadın cinayetleri, LGBTİ+ yönelik ayrımcılık, yolsuzluk ve rüşvet bu ülkeyi yönetenler açısından istisna değil kural haline gelmiştir. Siyasi çıkarları için milliyetçiliği, dini, örtü olarak kullananlar, emekçilerin alın terine ve halkların geleceğine el koymayı meşrulaştırmaya çalışıyorlar.

Memleket kan ağlıyor. İşçiler, esnaflar, kadınlar, gençler, çocuklar, yaşlılar, doğa, deniz topyekün acı çekiyor. Bizler yoksulluk içinde yaşam mücadelesi verirken; saraylarda, lüks villalarda, marinalarda şatafat içinde yaşayanlar, her şeyi “vatan sevdası” için yaptıklarını anlatıyorlar.

Bu iktidar devlet imkanlarıyla zenginleşme, yolsuzluk, karapara döngüsüne girmiştir. Devlet-mafya ve sermaye ilişkilerin kaynaştığı bu kirli iktidar ve kurumları bir suç örgütü olarak karşımızdadır.

Bu suç iktidarı yeni ortaya çıkmıyor. Biz bu oluşumu kayyumlardan, faili meçhullerden, kumpas kurularak oluşturulan Kobanê davasından,  Suruç’tan 10 Ekim’den, failleri korunan kadın cinayetlerinden, işçi cinayetlerinden tanıyoruz.

Bu suçlular ittifakı ile mücadele etmek; emekçiler için ekmek ve iş, kadınlar için yaşam, gençler için gelecek, Kürtler ve Aleviler için eşit haklarla yaşam mücadelesidir.

Siyasi egemenliğini bu baskı, devlet terörü ve yolsuzluk mekanizmasının üzerine kuran iktidarın, ortaya dökülen bu muazzam suçların hesabını kendiliğinden vermeyeceğini biliyoruz. Türkiye halkları olarak, bizlere karşı işlenen bu suçların hesabını örgütlü bir güçle sormaya girişmezsek, suçluları hakkettikleri cezalarla yüzyüze getiremezsek, siyasi sorumluları yapıştıkları koltuklarından söküp atamazsak, bu pisliğin içinde boğulmaya, bu zulmün pençesinde mahvolmaya devam edeceğiz.

Kod-29 bahanesiyle işsiz kalan işçiler, iş bulma ümidini yitirenler, aşı olamayanlar, ödedikleri verginin kimlere peşkeş çekildiğini gören esnaf, toprağı işleyecek mazot, tohum, gübre bulamayan köylüler, geleceği çalınan gençler ve emeğiyle dünyanın yükünü omzunda taşıyan buna rağmen sokak sokak yaşamlarını savunan, “İstanbul Sözleşmesi Bizim” diyerek meydanları isyanıyla kuşatan kadınlar olarak baskı, sömürü, mafya iktidarına son verelim.  

Ankara’da ve Türkiye’nin dört bir yanında bu suçun sorumlularından hesap sormak için adım atıyoruz. Bizler bu ülkenin sosyalistleri, yurtseverleri, kadınları, gençleri, işçileri olarak bu halkın bu ülkenin bu suç örgütüne dönmüş bir yapılanmanın altında daha fazla acı çekmeye mecbur olmadığını söylüyor ve herkesi bu suç iktidarına son verip memleketi yeniden kurmaya, halkın iddianamesini hazırlayıp suçluların karşısına dikilmeye, bu işin peşini bırakmayıp seferber olmaya, sokaklarda mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.

ANKARA EMEK VE DEMOKRASİ GÜÇLERİ