“Kamusal kaynaklar Kamu Yararına kullanılsın!”

BASINA VE KAMUOYUNA

DEĞERLİ BASIN EMEKÇİLERİ VE DEĞERLİ KATILIMCILAR,

24 Ocak 2020 Cuma günü saat 20.55’ te meydana gelen Elazığ/Sivrice merkezli 6.8 şiddetindeki depremde 41vatandaşımız ölmüş, 1607 vatandaşımız yaralanmış ve 45 vatandaşımız enkaz altından sağ kurtarılmıştır. Ölen vatandaşlarımıza rahmet, ailelerine ve ülkemize başsağlığı diliyoruz. Yaralılarımızın bir an önce sağlıklarına kavuşmalarını ve olağan yaşamlarına dönmelerini diliyoruz.

DEĞERLİ BASIN EMEKÇİLERİ VE DEĞERLİ KAMUOYU,

Elazığ depremi, devletin depreme hiç hazırlanmadığının kanıtı olmuştur. Malatya, Diyarbakır, Kahramanmaraş, Adıyaman, Urfa ve Batman İlleri etkilenmiştir. Bu illerde çok sayıda bina yıkılmış ve hasar görmüştür. Dün Çevre ve Şehircilik Bakanı’ nın yaptığı en son açıklamada sadece Elazığ’ da devam etmekte olan tespit çalışmalarına göre binaların %25’ i ağır ve orta hasarlı olup, yıkılmış bina sayısı 93’ tür. 80 tane okulun eğitim yapılamaz halde olduğu açıklanmıştır. Halen, çevre il belediyelerinin ve diğer kurumların yapmak istediği yardımlar engellenmektedir.

1999 büyük Adapazarı depreminden hemen sonra başlatılan; toplumda deprem vergisi olarak bilinen, 21 yıldır kesintisiz olarak iletişim faturaları üzerinden toplanan bu verginin deprem ya da diğer doğal afetler için hiç kullanılmadığı, depreme dayanıklı yeni konut yapma fikriyatıyla TOKİ eliyle başlatılan kentsel dönüşümün nasıl da rantsal bir amaç güttüğü, Elazığ depreminde yıkılan binaların önemli bir kısmının da bu dönüşümden sonra yapılan binalardan olduğu tüm çıplaklığıyla görülmektedir. Deprem vergisi adı altında yoksul ve emekçi kesimlerden ek vergiler toplanırken, sermaye sahiplerine “vergi kaçırma” veya “vergiden kaçınmanın” fırsatının nasıl verildiğini;  Kızılay başkanının itirafı ile kamuoyuna yansıdı. Tüm bunlarla birlikte ortaya çıkan bir gerçek var ki o da yalana, gösterişe, şova, şatafata, yolsuzluğa yaslanan 18 yıllık AKP İktidarının daçökmüş olmasıdır. Hele ki, 31 Mart yerel seçimlerinden sonra kaybettikleri belediyelerde kamuoyunun gözünden kaçırmak, yolsuzlukların ve hortumlamaların üstünü örtmek için halkın iradesini, seçim sonuçlarını, hukuku ve adaleti neden yok saydıklarını sadece Türkiye halkı değil, tüm dünya görmektedir.

Değerli basın emekçileri, Elazığ depremi ile ortaya çıkan gerçekler nedeniyle kamuoyunda haklı olarak tartışılanbir kurum var ki o da Kızılay Derneği’dir. Türkiye halklarının yardım severliğinin, insancıllığının, vicdanının ve duygu birliğinin somutlaşmış bir halidir Kızılay.  İlkokul kitaplarında Kızılay’ ın doğal afetlerde ve savaşlardaki yardımlarının nasıl anlatıldığını hepimiz hatırlarız. Ancak, bugün bu imaj zedelenmiştir. Çünkü, Kızılay tek adam rejiminin yozlaştırdığı, içini boşalttığı bir dernek haline getirilmiştir. Kamuya çöreklenmiş rantçı anlayış, Kızılay dahil tüm kurumları kendine bağlamıştır. Başkentgaz gibi fırsatçı yandaş bir şirketin yoksul emekçilerin kış boyunca zor ödedikleri şişirilmiş doğalgaz faturalarından elde ettiği haksız kazançlar üzerinden, yurtlarında çocuklara cinsel istismarda bulunulan Ensar gibi bir vakfa kaynak aktarmasına aracılık etmiştir. Kızılay Başkanı’ nın büyük bir pişkinlikle anlattığı “vergiden kaçınma” ve “vergi kaçırma” gibi gerekçeler aslında bir suçun itirafıdır. Burada esas amacın bir toplumsal yarar için bağışta bulunmak olmadığı, gerçek amacın hem vergi kaçırmak, hem de yandaş vakfa kaynak aktarmak olduğu anlaşılmaktadır. Eğitimde gelinen son durum ise; devlet okulları ödeneksiz bırakılırken ödediğimiz vergilerin, adı çocuk istismarı ile anılan Ensar Vakfı gibi vakıflaraaktarılması kaygı vericidir. Basına çok sık yansıdığı gibi bunun tek bir vakıfla sınırlı olmadığını biliyoruz.

Yandaş şirket olan Başkentgaz, doğrudan bu istismarcı vakfa bağış yapsa sadece %5 oranında vergi indirimindenfaydalanabilecek iken Kızılay üzerinden yaptığı için %100yani 8 milyon doların tamamını Kurumlar Vergisinden indirmiştir. Şimdi biz buradan Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı ilgili kurumları göreve çağırıyoruz. Kızılay üzerinden kaçırılan verginin derhal cezalı tarhiyatı yapılmalı ve tahsil edilmelidir. Kızılay’ a yapılan başka bağışlardan bu şekilde bir aktarma yapılmışsa derhal incelenmeli, bağışçı şirketlerin kimler olduğu ve daha kimlere şartlı bağışlar yapıldığı açıklanmalı ve vergi denetimi yapılmalıdır. Kızılay hakkında vergi kaçakçılığına iştirakten dolayı gereken yapılmalı, yönetim kurulu istifa etmeli, etmiyorsa görevden alınmalı ve tüm yüksek maaşlı yöneticileri hakkında soruşturma açılmalıdır.

Yandaş ve istismarcı Ensar Vakfı, hangi toplumsal yarar sağlamıştır. Eğitime nasıl bir katkı sunmaktadır? Yurtlarında birçok kez çocuklara cinsel istismarla gündem olan, çocukların ve ailelerinin geleceğini karartan bu vakfın, kamuya yararlı vakıf statüsünden derhal çıkarılarak, Milli Eğitim Bakanlığı ile imzaladıkları protokoller derhal iptal edilmelidir.

Yıllardır, olası depremlere hazırlık için salınan vergilerin nereye gittiğini soran vatandaşlara talimat üzerine veya durumdan vazife çıkaran savcıların açtığı soruşturmalarla korku yaratılmaya çalışılmaktadır. Meclis’ te verilen deprem araştırma önergeleri AKP-MHP blokunun oylarıyla reddedilmekte, gerçeklerin kamuoyundan gizlenmesi telaşı yaşanmaktadır. Ama bizde bu ülkede patronlardan daha fazla vergi ödeyen emekçiler olarak ısrarla soruyoruz:

- Toplanan vergilerle fay hatları üzerindeki şehirler yeniden kurulur, beklenen büyük deprem için İstanbul hazırlanırdı. Deprem için halen alınmakta olan vergiler nerelere harcandı? Bunu bilmek vergi ödeyen halkın hakkı değil midir?

-Ayrıca, Kamu kaynaklarının amacı dışında kullanılması, ilk kez yaşanmamaktadır. Bu soygun düzeninin ifşası için daha fazla sorular sormaya devam ediyoruz: İşsizlere verilmek üzere işçilerden kesilen ve işsizlik sigortası fonunda biriken paraların çok azı işsizlere verilirken geriye kalan miktar nereye harcanmaktadır?

-Kamusal emekliliğin tasfiyesi demek olan Zorunlu Bireysel Emeklilik Sigortası Fonunda birikmekte olan paralar nereye harcanmaktadır veya harcanacaktır?

Yaşanan her doğal afette bu bölgelere giderek, cenaze başlarında ellerine mikrofon alıp, halkımızı ve mağdurlarıkadere inanmaya ve teslimiyete davet eden propaganda konuşmaları yapmak siyasetçilerin, hele ki en yetkili makamlarda oturanların işi değildir. Bu olsa olsa yapılması gerekenleri yapmayanların, suçluluk telaşı ve sorumsuzluklarının üstünü örtme çabasıdır.

Tüm emekçileri, işçileri, halkımızı emeğimizle yarattığımız kaynaklara, değerlere sahip çıkmaya, ödediğimiz her bir kuruş verginin hesabını sormaya, kamusal kaynakların kamu yararına kullanıldığı, eşit, özgür, adil, emekten yana, demokratik ve laik bir ülke, insanca bir yaşam mücadelesini yükseltmeye çağırıyoruz.

KESK ANKARA ŞUBELER PLATFORMU       TMMOBİKK     TTB ATO ASMMO              


Ankara Tabip Odası Koronavirus Anasayfa

Hekim Postası

Hekim Postası

Video

Takipçimiz Olun